Serebrovasküler kazalar, diğer adıyla inmeler, afazinin en yaygın nedenlerinden biridir. Beyin kaynaklı bu bozukluk; dili anlama, üretme, okuma veya yazma becerisini etkileyebilir.

İnme geçiren kişilerin yaklaşık %40'ının bir dereceye kadar afazi geliştirdiği tahmin edilmektedir. Ayrıca, yaklaşık yarısı ilk olaydan bir yıl sonra da belirtiler yaşamayı sürdürür.

Güçlükler büyük ölçüde değişkenlik gösterebilir. Bazı kişiler ne söylemek istediklerini bilir, ancak kelimeleri bulmayı başaramaz. Diğerleri cümle kurmakta, bir konuşmayı anlamakta ya da yazılı bir metni takip etmekte zorlanır. Bu durum hayal kırıklığına, güvensizlik hissine ve sosyal izolasyona yol açabilir.

Finlandiya'da yürütülen bir araştırma umut verici bir bakış açısı sunuyor: şarkı söylemek, konuşma üretiminin yeniden kazanılmasına yardımcı olabilir ve beynin dil ağında olumlu değişimleri destekleyebilir. Bu bulgu, beynin nöroplastisite kapasitesini, yani bir yaralanmadan sonra yeniden örgütlenme ve yeni bağlantılar oluşturma olanağını vurguluyor.

Şarkı söylemek inme sonrası dilin yeniden kazanılmasına nasıl yardımcı olur?

Helsinki Üniversitesi araştırmacıları, müziğin ve özellikle şarkı söylemenin, inme sonrası afazisi bulunan hastaların rehabilitasyonuna nasıl katkı sağlayabileceğini inceledi.

eNeuro bilimsel dergisinde yayımlanan çalışma, dille bağlantılı beyin yapılarında meydana gelen değişimleri analiz etti.

Sonuçlara göre şarkı söylemek, konuşma ve dili işleyen yapısal ağın yeniden örgütlenmesine ve güçlenmesine katkıda bulundu. Afazisi olan kişilerde bu ağın bir bölümü serebrovasküler olay nedeniyle hasar görmüş durumdadır.

Helsinki Üniversitesi araştırmacısı Aleksi Sihvonen, bulguların ilk kez şarkı söyleme yoluyla rehabilitasyonun nöroplastisite değişimleriyle ilişkili olduğunu gösterdiğini açıkladı. Dolayısıyla konu yalnızca müzik dinlerken daha iyi hissetmek değil: beyinde somut değişiklikler gözlemlendi.

Şarkı söylemek beynin dil ağında hangi değişimleri yaratır?

Dil ağı, konuşmanın anlaşılması ve üretilmesinde rol alan beyin korteksindeki bölgeleri içerir. Ayrıca, bilginin beynin farklı alanları arasında iletilmesini sağlayan bir tür iletişim yolu olan beyaz madde traktlarını da kapsar.

Şarkı söylemek, sol frontal lobda bulunan dil bölgelerindeki gri madde hacmini artırdı ve çeşitli beyin traktlarının bağlantısallığını iyileştirdi. Değişimler özellikle sol yarımkürenin dil ağında belirgindi; ancak sağ yarımkürede de iyileşmeler kaydedildi.

Bu önemlidir; çünkü şarkı söylemek kelimeleri, melodiyi, ritmi, nefesi, hafızayı ve hareketi bir araya getirir. Farklı becerilerin bu eşzamanlı katılımı, çeşitli beyin bölgelerini uyarabilir ve iletişim için alternatif yollar açabilir.

Araştırmacılar ayrıca olumlu değişimlerin daha iyi konuşma üretimiyle bağlantılı olduğunu gözlemledi. Günlük yaşamda bu; kelimeleri telaffuz etmenin, cümleleri tamamlamanın veya bir sohbete katılmanın kolaylaşması anlamına gelebilir.

Şarkı söyleme ve afazi araştırması nasıl yürütüldü?

Araştırmaya afazisi olan 54 hasta katıldı. Bunların 28'ine çalışmanın başında ve sonunda manyetik rezonans görüntüleme yapıldı; böylece beyinlerinin yapısı ve bağlantısallığı karşılaştırılabildi.

Bilim insanları farklı etkinliklerden yararlandı: koro hâlinde şarkı söyleme, müzik terapisi ve evde yapılan şarkı söyleme egzersizleri. Bu sayede hem uzmanlar eşliğindeki uygulamayı hem de bunun günlük rutine dahil edilmesini inceleyebildiler.

Grup hâlinde şarkı söylemenin değerli bir duygusal boyutu da vardır. Bir şarkıyı paylaşmak, yalnızca geleneksel bir konuşmaya bağlı kalmadan katılım sağlamayı mümkün kılar. Konuşmakta zorlanan biri için bir grubun parçası olduğunu hissetmek, utancı hafifletebilir ve güvenini yavaş yavaş yeniden kazanmasına yardımcı olabilir.

Yine de sonuçları temkinli yorumlamak gerekir. Katılımcı sayısı sınırlıydı ve hangi kişilerin daha fazla yarar sağladığını, ne sıklıkla ve ne kadar süre şarkı söylemeleri gerektiğini öğrenmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Rehabilitasyonun erişilebilir bir tamamlayıcısı olarak şarkı söylemek

Afazi; özerkliği, ilişkileri ve yaşam kalitesini derinden etkileyebilir. Bir şey istemek, bir deneyimi anlatmak ya da bir duyguyu ifade etmek gibi sıradan bir eylem yorucu bir zorluğa dönüşebilir.

Bu bağlamda şarkı söylemek, geleneksel terapilere erişilebilir ve düşük maliyetli bir tamamlayıcı olarak öne çıkıyor. Ayrıca hafif vakalarda veya uzmanlaşmış hizmetlere erişimin sınırlı olduğu durumlarda destek sunabilir.

Hastalar aile üyeleriyle şarkı söyleyebilir, uyarlanmış korolara katılabilir ya da uzmanların önerdiği egzersizleri yapabilir. Sağlık hizmeti merkezlerinde ise şarkı söyleme, rehabilitasyonu, uyarımı ve sosyal teması birleştiren grup etkinliği olarak düzenlenebilir.

Basit bir uygulama; bilinen bir şarkı seçmek, bir kıtasını dinlemek ve acele etmeden söylemek olabilir. Tanıdık sözler, müzikal ve duygusal anıları harekete geçirdikleri için genellikle daha kolay gelir. Önemli olan doğru tonda şarkı söylemek değil, sabırla katılmak ve egzersizi bir sınava dönüştürmemektir.

Şarkı söylemek, nörolojik değerlendirme, dil terapisi veya her hasta için önerilen rehabilitasyonun yerini tutmaz. Tamamlayıcı bir araç olarak görülmelidir. İnme sonrası afazi durumunda nörologlar, dil ve konuşma terapistleri ya da logopedistler gibi uzmanların desteği hâlâ temel önem taşır.

Müzik, duygular ve beynin iyileşmesi

Şarkı söylemek yalnızca dili harekete geçirmez. Aynı zamanda anıları canlandırabilir, nefesi düzenleyebilir ve diğer insanlarla bağlantı kurma anları yaratabilir. İnmenin sonuçlarıyla baş etmeye çalışan bir aile için tanıdık bir şarkıyı paylaşmak, kelimeler ortaya çıkmadığında küçük bir kapı aralayabilir.

Helsinki Üniversitesi'nin bulguları, bu duygusal deneyime beyindeki gerçek değişimlerin eşlik edebileceğini gösteriyor. Hâlâ araştırılması gereken çok şey var, ancak bu olasılık umut verici: müzik, karmaşık ve son derece insani bir iyileşme sürecinde somut bir müttefike dönüşebilir. 🎵

Haberin kaynağı: Helsinki.fi