Hayatın, acı verici, beklenmedik ya da haksız durumlarla gücünüzü sınadığı anlar vardır. Bir ayrılık, bir kayıp, bir ihanet, işle ilgili bir sorun ya da ani bir değişim, geleceğinize dair sahip olduğunuz görüntüyü tamamen altüst edebilir.

İlk dürtü genellikle bir açıklama aramaktır. Bunun neden olduğunu, neyi farklı yapabileceğinizi ya da sorumluluğun kimde olduğunu anlamak istersiniz. Bir krizin kaynağını anlamak size yardımcı olabilir, ancak her zaman beklediğiniz rahatlamayı sağlamaz. Yanıtları bulduktan sonra bile, önünüzdeki yol bunaltıcı görünebilir.

Tüm hayatınızı tek seferde çözmek zorunda değilsiniz. Başlangıçta küçük istikrar alanlarını yeniden kazanmanız yeterlidir: biraz daha iyi uyumak, bir köşeyi düzenlemek, güvendiğiniz biriyle konuşmak ya da yürüyüşe çıkmak.

Aşağıdaki 22 adım sağduyuya, öz bakıma ve kişisel gelişime dayanır. Bunlar katı bir reçete değildir ve ihtiyaç duyduğunuzda profesyonel yardımın yerini tutmaz. Kaygıdan daha fazla iyilik hâli, özerklik ve umut içeren bir döneme geçmeniz için destek noktalarıdır.

1. Hareketi günlük rutininize ekleyin



Bir krizden geçerken hareketsiz kalma isteği çok güçlü olabilir. Bedeniniz ağır hissedilir ve her etkinlik, sahip olduğunuzdan daha fazla enerji gerektiriyormuş gibi gelir. Ancak ne kadar uzun süre hareket etmeden kalırsanız, tekrarlayan düşüncelere ve zorlayıcı duygulara kapılmanız o kadar kolaylaşır.

Zorlu bir antrenmanla başlamanız gerekmez. On dakika yürüyebilir, kalktığınızda esneyebilir, evde bir şarkı eşliğinde dans edebilir, hafif yoga yapabilir ya da her zaman merak ettiğiniz bir etkinliği deneyebilirsiniz. Önemli olan, mevcut durumunuza uygun bir seçenek seçmektir.

Düzenli hareket fiziksel iyilik hâlini destekleyebilir, gerginliği hafifletebilir ve inisiyatif alma duygusunu yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca gününüzün nasıl geçtiğinin en azından bir bölümünü hâlâ etkileyebileceğinizi hatırlatır.

Bedeninizi dinleyin ve yavaş yavaş ilerleyin. Bugün yalnızca mahallenin etrafında kısa bir tur atabiliyorsanız, bu hareket de önemlidir. Yarın bunu tekrarlayabilir veya birkaç dakika ekleyebilirsiniz. İyileşme de küçük adımlarla inşa edilir.

2. Sosyal çevrenizi genişletin ve yeni insanlarla tanışın



Acı verici bir deneyimden sonra korku, suçluluk, utanç ya da kaygı nedeniyle kendinizi izole etmeniz yaygındır. Belki yaşananları açıklamak istemezsiniz ya da kimsenin sizi anlayamayacağını düşünürsünüz. Yalnız kalmaya ihtiyaç duyduğunuz anlar olsa da, uzun süreli izolasyon üzüntüyü yoğunlaştırabilir.

Diğer uçta ise arkadaşlarınıza aynı hikâyeyi tekrar tekrar anlatmak, sizi acı çeken kişi rolüne hapsedebilir. Konuşmak yardımcı olur, fakat kimliğiniz geçirdiğiniz krizden çok daha geniştir.

Yeni insanlara açılmak, başka konular hakkında konuşmanıza, ilgi alanları keşfetmenize ve unutulmuş yönlerinizi hatırlamanıza olanak tanır. Bir kursa, okuma grubuna, spor etkinliğine, gönüllü çalışmaya veya hobilerinizden biriyle ilgili bir topluluğa katılabilirsiniz.

Hemen derin bir dostluk kurmanız gerekmez. Bir selam, kısa bir sohbet ya da bir etkinliği paylaşmak bile dünyayla yeniden belli bir bağ kurmanızı sağlayabilir. Bu konuyu daha derinlemesine ele almak isterseniz, Yeni arkadaşlıklar kurmak ve eskilerini güçlendirmek için 7 adım başlıklı yazıyı okumak size yardımcı olabilir.

3. Öz bakımın bir biçimi olarak görünümünüzü yenileyin



Bir kriz sırasında kendinizle kurduğunuz ilişki zarar görebilir. İhtiyaçlarınızla ilgilenmeyi bırakırsınız, kendinize sert bakarsınız ya da görünümünüze olan ilginizi kaybedersiniz. Günlük bakım alışkanlıklarınızı yeniden kazanmak yüzeysel bir şey değildir: Kendinize hâlâ önemli olduğunuzu söylemenin somut bir yolu olabilir.

Dış görünüşe yönelik öz bakım, duygusal yenilenmeye de eşlik edebilir. Sakince duş almak, sevdiğiniz bir kıyafet giymek, saç stilinizi değiştirmek ya da basit bir kişisel bakım rutinine yeniden dönmek, kendi bedeninizin içinde daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.

Belki farklı bir saç kesimi denemek, bazı kıyafetlerinizi yenilemek ya da özel bir anlam taşıyan bir dövme yaptırmak gibi daha görünür bir değişiklik istersiniz. Bunu sizi temsil ettiği için yapın; acıyı gizlemek ya da onay almak için değil.

Her bakım davranışı iki mesaj taşır: İlgi görmeyi hak ediyorsunuz ve iyileşmenize aktif olarak katılma kapasiteniz var. Mesele başka birine dönüşmek değil, kendinize yeniden saygı ve şefkatle bakmaktır.

4. Hikâyeniz hakkında tekrarladığınız anlatıyı değiştirin



Çok fazla acı veya yön kaybı yaşadığınız dönemlerden geçmiş olabilirsiniz. Ancak hikâyenizi yalnızca hatalarınıza, zayıflıklarınıza veya kayıplarınıza odaklanarak anlatırsanız, ilerleyemeyeceğiniz fikrini pekiştirirsiniz.

Yaşananları yorumlama biçiminiz, bugünle kurduğunuz ilişkiyi etkiler. Anlatıyı değiştirmek, zararı inkâr etmek ya da zorla olumlu bir yön bulmaya çalışmak anlamına gelmez. Acının görmenize izin vermediği başka unsurları da dâhil etmek demektir: direnciniz, aldığınız kararlar, size yardım eden insanlar ve artık daha iyi anladığınız şeyler.

Günlük tutmak yararlı olabilir. Bir sayfayı üç bölüme ayırın: ne oldu, size nasıl hissettirdi ve bugün neye ihtiyacınız var. Şunları da sorabilirsiniz: Sınırlarım hakkında ne öğrendim? Bir dahaki sefere hangi işaretleri fark edeceğim? Zor günlerde bile hangi yanım ayakta kalmayı başardı?

Kriziniz hikâyenizin bir parçasıdır, ancak tüm kimliğinize dönüşmek zorunda değildir. Siz aynı zamanda hayatta kalan, yardım isteyen, öğrenen ve kendini yeniden kurmaya karar veren kişisiniz.

5. Kimliğinizle ve gerçek özünüzle yeniden bağ kurun



Bir kriz, artık kim olduğunuzu bilmediğinizi hissetmenize neden olabilir. Uzun süre partner, bakım veren, çalışan ya da ailenin dayanağı rolünü üstlendiyseniz, bu işlevi kaybetmek derin bir boşluk bırakabilir.

Mevcut zevklerinizi, değerlerinizi ve ihtiyaçlarınızı yeniden keşfetmek için iç dünyanıza doğru bir yolculuğa çıkın. Üzüntü, öfke, korku veya kafa karışıklığı hissetmenize izin verin; ancak bu duyguların kararlarınızın tüm kontrolünü ele geçirmesine izin vermeyin. Duyguların alana ihtiyacı vardır, fakat sınırlara ve desteğe de ihtiyaçları vardır.

İyiymiş gibi davranmaya kendinizi zorlamayın. Her şeyi herkese anlatmanız da gerekmez. Kendinizi ifade etmek için güvenli bir yol seçin: güvendiğiniz biriyle konuşmak, yazmak, üretmek, terapiye gitmek ya da bir destek grubuna katılmak.

Kendinizi yeniden kurmak, eskiden olduğunuz kişiye aynen geri dönmek değildir. Bazı deneyimler sizi değiştirir. Yapılması gereken, yaşananları sabırla bütünleştirmek ve hangi niteliklerinizi korumak, geri kazanmak veya geliştirmek istediğinize karar vermektir.

Bugün kim olduğunuzu, güçlü yanlarınız ve yaralarınızla birlikte kabul ettiğinizde, daha dürüst ve kalıcı bir dönüşüme kendinizi adayabilirsiniz.

6. İlerlemenizi engelleyen şeyleri bırakın



Kriz dönemleri, hayatınızdaki hangi yönlerin artık işe yaramadığını da ortaya çıkarır. Belki tüm enerjinizi tüketen bir arkadaşlık, dengesiz bir ilişki, sizi yıpratan bir iş, zararlı bir alışkanlık ya da sizi her zaman en kötü senaryoya yerleştiren bir düşünce biçimidir.

Bu engelleri fark etmek acı verebilir, ancak onları görmezden gelmek rahatsızlığı uzatır. Hangi durumların sizi enerjisiz bıraktığını, hangilerinin değerlerinizle çeliştiğini ve hangilerini yalnızca korku, suçluluk veya alışkanlık nedeniyle sürdürdüğünüzü kendinize sorun.

Her zaman hemen uzaklaşamayabilirsiniz. Bazen kaynak hazırlamanız, destek aramanız, mali durumunuzu düzenlemeniz ya da sınırları aşamalı olarak koymanız gerekir. Önemli olan, size zarar veren şeyleri normalleştirmeyi bırakmaktır.

Hayatınızdan artık katkı sunmayan şeyleri çıkardığınızda, daha sağlıklı bağlar, yenileyici deneyimler ve kendinizle tutarlı kararlar için alan yaratırsınız. Belirli bir ilişki hakkında şüphe duyuyorsanız, Birinden uzaklaşmalı mıyım?: Toksik insanlardan uzaklaşmak için 6 adım başlıklı yazıya başvurabilirsiniz.

7. Yaşananları inkâr etmeden geçmişi geride bırakmayı öğrenin



Geçmiş değiştirilemez. Kaybedilen zaman geri gelmez ve ne kadar düşünürseniz düşünün yaşananlar yok olmaz. Ancak bu anılarla kurduğunuz ilişkiyi değiştirebilirsiniz.

Geride bırakmak, unutmak anlamına gelmez. Bu olayların bugünkü kararlarınız üzerindeki gücünü azaltmak demektir. Birinin neden yalan söylediğini, sizi terk ettiğini ya da haksız davrandığını belki asla tamamen anlayamayacaksınız. Kusursuz bir açıklama beklemek, sizi o kişiye veya duruma bağlı tutabilir.

Enerjinizi mevcut imkânlarınız dâhilinde olan şeylere odaklayın. Kendinizi koruyabilir, yardım isteyebilir, yeni alışkanlıklar oluşturabilir, sınırlarınızı gözden geçirebilir ve yeniden seçim yapabilirsiniz. Bugünde attığınız her adım farklı bir gerçeklik inşa eder.

Zihniniz yaşananlara geri döndüğünde, kendinize şunu söylemeyi deneyin: “Bu gerçekti ve beni etkiledi, ama şimdi buradayım.” Ardından dikkatinizi somut bir göreve yöneltin. Bu bakış açısı üzerinde çalışmak için Gelecek korkusunu nasıl aşarsınız: Şimdiki zamanın gücü başlıklı yazıyı da okuyabilirsiniz.

8. Benzer bir şey yaşamış insanlardan destek alın



Benzer koşullardan geçmiş insanlarla konuşmak, başka alanlarda bulması zor bir anlayış sunabilir. Korkunun, hayal kırıklığının veya belirsizliğin her ayrıntısını açıklamak zorunda kalmazsınız; çünkü muhtemelen bunların bir kısmını tanırlar.

Bu bağlantıları çevrenizde, derneklerde, destek gruplarında, terapi ortamlarında veya denetlenen dijital topluluklarda bulabilirsiniz. Oralarda deneyimlerinizi paylaşabilir, kaynakları öğrenebilir ve diğer insanların iyileşmek için kullandığı stratejileri keşfedebilirsiniz.

Bir iyileşme hikâyesini dinlemek acınızı ortadan kaldırmaz, ancak mümkün yollar olduğunu gösterebilir. Aynı zamanda kendi deneyiminiz de bu sürece yeni başlayan birine yardım edebilir.

Dengeyi koruyun. Her grup güvenli değildir ve her öneri sizin durumunuza uygun olmaz. Küskünlüğü, bağımlılığı veya yanlış bilgiyi teşvik eden alanlardan kaçının. Saygılı topluluklar arayın ve her iyileşmenin kendine özgü bir ritmi olduğunu unutmayın.

9. Farklı deneyimlere sahip insanlarla da çevrelenin



Benzer şeyler yaşamış kişilerle bağ kurmak değerlidir, ancak tüm sosyal hayatınızı bu konuyla sınırlamayın. Yeni sohbetler, mizah, merak ve farklı bakış açıları sunan insanlara da ihtiyacınız vardır.

Hayat karşıtlıklardan oluşur. Gölgeli anlar da vardır, aydınlık anlar da. Yalnızca acı dolu anlatılarla çevrelenmek, acının tüm ufku kapladığını hissetmenize neden olabilir. Buna karşılık farklı bir dönemden geçen biriyle vakit geçirmek, projelerin, keşiflerin ve sevinçlerin hâlâ var olduğunu hatırlatır.

Acınızı dinleyebilen, fakat sizi yalnızca onunla tanımlamayan çeşitli bir çevre arayın. Bazı insanlar size empati sunar. Bazıları sizi dışarı çıkmaya, öğrenmeye ya da gülmeye davet eder. Her iki varlık da önemli olabilir.

Hâlâ iyileşirken keyif aldığınız için suçluluk duymanız gerekmez. Güzel bir an, yaşananları geçersiz kılmaz. Sadece zor bir sürecin içinde bile hayatın size rahatlama sağlayabilecek alanları koruduğunu gösterir.

10. Zihinsel sakinliği yeniden kazanmak için alanınızı düzenleyin



Çevreniz nasıl hissettiğinizi etkiler. Her şey dağınık olduğunda, bekleyen işler görsel hatırlatıcılara dönüşür ve kaos hissini artırabilir. Tüm evinizi bir günde dönüştürmeniz gerekmez. En çok kullandığınız yerden başlayın.

Masanızı düzenleyebilir, çarşaflarınızı değiştirebilir, çantanızı boşaltabilir ya da artık ihtiyacınız olmayan eşyaları kaldırabilirsiniz. On beş dakika çalışın ve dinlenin. Amaç mükemmelliğe ulaşmak değil, biraz daha nefes alınabilir bir alan yaratmaktır.

Çevrenizi düzenlemek, size yapı ve kontrol duygusunu geri verebilir. Eşyaları ayırırken, temizlerken ve yerleştirirken hangi düşünce veya yükümlülüklerin de gözden geçirilmeye ihtiyacı olduğunu kendinize sorabilirsiniz.

Size huzur veren unsurları saklayın: bir bitki, fotoğraf, mum, kitap ya da hoş bir battaniye. Eviniz sizden bir şey talep etmemeli, sizi desteklemelidir. Dağınıklık derin bir yılgınlığı yansıtıyorsa, şu yazı size eşlik edebilir: Yılgınlığın üstesinden gelin: Duygusal olarak ayağa kalkma stratejileri.

11. Size gerçekten değer veren insanlarla yeniden bağ kurun



Bir ihanet, karşılıksız aşk ya da terk edilme, herkese karşı güvensizlik duymanıza yol açabilir. Bu anlaşılır bir tepkidir: Zihniniz yeniden acı çekmemeniz için sizi korumaya çalışır. Ancak herkesin size zarar verme niyeti yoktur.

Etrafınıza bakın ve samimi ilgi göstermiş kişileri fark edin. Size baskı yapmadan mesaj atan bir arkadaş, dinleyen bir aile üyesi ya da küçük jestlerle yardım eden biri olabilir. Varlıklarını ne kadar takdir ettiğinizi bildiklerini varsaymayın.

Saygı, süreklilik ve sizi bunaltmadan gözetme becerisi göstermiş insanlara yaklaşın. Bir mesaj gönderebilir, telefon edebilir veya sakin bir buluşma önerebilirsiniz. Bağı yeniden kurmak için kendinizi tamamen iyi hissetmeyi beklemeniz gerekmez.

Güven sözlerle değil, zaman içinde tutarlı davranışları gözlemleyerek yeniden kazanılır. Bu sağlıklı ilişkilerin, yanında desteklenmiş ve güvende hissedebileceğiniz bağların da var olduğunu size göstermesine izin verin.

12. Ufkunuzu genişletmek için yeni bir şey öğrenin



Kalbiniz yaralı olduğunda zihniniz sürekli geçmişe dönebilir. Yeni bir şey öğrenmek ona başka bir yön sunabilir. Acıyı ortadan kaldırmaz, ancak merakın, motivasyonun ve güvenin ortaya çıkabileceği zihinsel bir alan yaratır.

Gerçekten ilginizi çeken bir etkinlik seçin. Bir dil, tarif, dijital araç, bahçecilik, resim, müzik veya herhangi bir pratik beceri olabilir. Size para kazandırması ya da başkalarını etkilemesi gerekmez.

Her öğrenme deneyimi, hâlâ gelişebileceğinizi ve hayatınızın daha geniş bir biçimini inşa edebileceğinizi gösterir. Bir şeyi anlamanın ya da ilerleme fark etmenin verdiği tatmin, öz saygınızı gerçekçi bir biçimde güçlendirebilir.

Ulaşılabilir bir hedefle başlayın: haftada üç kez yirmi dakika, kısa bir ders ya da küçük bir proje. Öğrenmeyi başka bir baskı kaynağına dönüştürmekten kaçının. Değerli olan, zihninize keşfedebileceği yeni bir alan vermektir.

13. Kendinizi sağlıklı bir biçimde onaylamayı öğrenin



Birinin gelip size doğru yaptığınızı söylemesine her zaman bağlı kalamazsınız. Sürekli onay aramak yorucudur ve iyilik hâlinizi başkalarının ellerine bırakır. Ayrıca dışarıdan gelen hiçbir övgü, sizi sürekli değersizleştiren iç sesin yerini dolduramaz.

Kendinizi onaylamak, asla hata yapmadığınıza inanmak demek değildir. Duygularınızın var olduğunu, ihtiyaçlarınızın önemli olduğunu ve çabalarınızın diğer insanlar bunları anlamasa da değer taşıdığını kabul etmek demektir.

Somut ve inandırıcı bir öz onay cümlesi uygulayın. “Her şey mükemmel” demek yerine, “Zor bir dönemden geçiyorum ve buna rağmen bugün elimden geleni yaptım” diyebilirsiniz. Bu tür bir cümle, gerçeği inkâr etmeden destek sunar.

Öz saygınızı eylemlerle de güçlendirebilirsiniz: küçük bir sözünüzü tutmak, saygı talep etmek, kendinizi unutmadan birine yardım etmek veya keyif aldığınız bir etkinliğe zaman ayırmak. En sağlam onay, kendinize sahip olduğunuzu bildiğiniz değere uygun davranmaktan doğar.

14. Yalnızca sonucu değil, değişim sürecini de değerlendirin



Bir hedefe sahip olmak çabalarınıza yön vermenize yardımcı olur. Ancak tüm mutluluğunuzu nihai sonuca bağlarsanız, her gecikme bir başarısızlık gibi hissedilebilir. Kişisel dönüşüm nadiren düz bir çizgide gerçekleşir.

İlerlediğiniz günler de olacak, gerilediğinizi düşündüğünüz günler de. Bu, yaptığınız çalışmayı geçersiz kılmaz. İyileşmek zaman, enerji, sabır ve bazen birden fazla deneme gerektirir.

Yol boyunca gerçekleşen değişimleri fark etmeyi öğrenin. Belki hedefinize henüz ulaşmadınız, ama artık bir alarm işaretini daha erken fark ediyor, sınırlarınızı daha iyi ifade ediyor ya da zor bir andan daha kısa sürede çıkıyorsunuz.

Bu ilerlemeleri kaydedin. Her hafta neyi farklı yaptığınızı, ne öğrendiğinizi ve neyi ayarlamanız gerektiğini yazabilirsiniz. Böylece sürecinizi yalnızca büyük sonuçlara göre değerlendirmeyi bırakırsınız.

Yolun tadını çıkarmak, her şeyin hoş olacağı anlamına gelmez. Çabada anlam bulmak ve hayatınızı yeniden şekillendirme kapasitenize güvenmek demektir.

15. Olumsuz iç konuşmanızı dönüştürün



Bir krizden sonra iç sesiniz özellikle eleştirel hâle gelebilir. “Her şey benim suçumdu”, “asla iyileşemeyeceğim” ya da “yeterli değilim” gibi cümleleri tekrarlayabilirsiniz. Bu fikirler tekrarlandığında, yalnızca acıdan doğmuş yorumlar olsalar bile gerçekmiş gibi görünmeye başlarlar.

Önce kendinizle nasıl konuştuğunuzu gözlemleyin. Aynı durumdan geçen sevdiğiniz bir kişiyle bu tonda konuşup konuşmayacağınızı kendinize sorun. Yanıt hayırsa, bunu daha adil ifade etmenin bir yolunu arayın.

Yargılamayı çözüm odaklı bir bakışla değiştirin. “Bununla başa çıkamam”, “Şu an zorlanıyorum ve bunu adımlara bölmem gerekiyor” hâline gelebilir. “Hep başarısız oluyorum” yerine, “Bu kez beklediğim gibi olmadı; ne öğrenebileceğime bakacağım” denebilir.

Yeteneklerinize, aştığınız zorluklara ve daha önce kullandığınız kaynaklara dikkat edin. Yalnızca zaferi değil, çabayı da kutlayın. Her bilinçli girişim, kendi hayatınıza katılmayı sürdürdüğünüzün kanıtıdır.

16. Zararlı ilişkilerden ve ortamlardan uzaklaşın



Savunmasız bir dönemde olmak, her türlü muameleyi kabul etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bazı insanlar kafa karışıklığından, suçluluktan ya da korkudan yararlanarak manipüle eder, kontrol eder veya değersizleştirir. Sürekli çatışmayı normalleştiren iş, aile ya da sosyal ortamlar da vardır.

Huzurunuzu yeniden kazanabilmek için zararlı bir kişinin değişmesini sonsuza dek beklemeyin. Alabileceğiniz kararlara odaklanın: iletişimi azaltmak, özel bilgileri paylaşmayı bırakmak, hesapları engellemek, destek istemek veya güvenli bir ayrılığa hazırlanmak.

Hassas noktalarınızı tanımak sizi zayıf yapmaz. Onları korumanızı sağlar. Birisi sizi suçladığında geri adım attığınızı biliyorsanız, kısa bir yanıt hazırlayın. Bir konuşma her zaman saldırganlıkla bitiyorsa, onu sürdürmek zorunda değilsiniz.

Şiddet veya risk durumlarında güvenliğinize öncelik verin ve bulunduğunuz yerde uzman desteği arayın. Tehlikeli bir durumla tek başınıza yüzleşmeyin. Diğer ilişkilerde gereksiz gerginlikleri önlemek için Çatışmaları önlemek ve ilişkilerinizi iyileştirmek için 17 öneri başlıklı yazı da yol gösterebilir.

17. Günlük neşeye yer açın



Birçok kişi mutluluğu dışarıdan gelip her şeyi değiştirecek büyük bir olay olarak hayal eder. Olağanüstü anlar olabilir, ancak günlük iyilik hâli çoğunlukla küçük ve sık deneyimlerle kurulur.

Sakin içilen bir kahve, pencereden giren güneş, sevdiğiniz bir şarkı, nazik bir sohbet ya da basit bir yemek size rahatlama anları sunabilir. Önemsiz göründükleri için bunları küçümsemeyin.

İyileşme sürecinde neşe duymak, acınıza ihanet etmek değildir. Bir şeyi özleyip aynı zamanda gülebilirsiniz. Zor bir gün geçirip birkaç dakika keyif alabilirsiniz. Duygular birbirini dışlamaz.

Her gece, ne kadar küçük olursa olsun üç hoş anı belirlemeyi deneyin. Bunu bir zorunluluğa dönüştürmek veya hissetmediğinizde şükran duymaya kendinizi zorlamak gerekmez. Amaç, zorluğun varlığınızın tüm köşelerini kaplamadığını fark etmesi için dikkatinizi eğitmektir.

18. Duygusal dengenizi korumak için sınırlar koyun



Hayat boyunca tavırları sizi tüketen insanlarla karşılaşacaksınız. Bazıları dinlemeden yakınır, özel alanınıza girer, kırıcı yorumlar yapar ya da tüm sorunlarını çözmenizi bekler. Başkalarının sürekli dayanağına dönüşmeden de empatik olabilirsiniz.

Sınırlar, hangi muameleyi kabul ettiğinizi, ne sunabileceğinizi ve ne zaman uzaklaşmanız gerektiğini gösterir. Bunlar ceza veya tehdit değildir. Zamanınızı, enerjinizi ve onurunuzu korumaya yönelik kararlardır.

Sınırlarınızı açık cümlelerle ifade edin: “Şu an bunun hakkında konuşamam”, “Bana bağırmanı kabul etmiyorum” ya da “Yanıt vermeden önce bunu düşünmeye ihtiyacım var.” Saatlerce kendinizi açıklamaktan kaçının. Kısa bir açıklama genellikle yeterlidir.

Her zaman ulaşılabilir olmaktan vazgeçtiğinizde bazı insanlar rahatsız olabilir. Onların tepkisi, sınırınızı yanlış yapmaz. Sınırınızı sakin ve tutarlı biçimde korumak, huzurunuzu sürdürmenize ve daha dengeli ilişkiler kurmanıza yardımcı olur.

19. 30 gün boyunca olumlu bir alışkanlık uygulayın



Uzun zamandır yararlı bir rutini hayatınıza katmak istiyor, fakat hep ertelemek için bir neden buluyor olabilirsiniz. Bu, basit bir uygulama seçip bir ay boyunca sürdürmek için iyi bir zaman olabilir.

Daha fazla meyve yiyebilir, bir öğüne sebze ekleyebilir, günlük yazabilir, mahallenizde yürüyebilir, on dakika okuyabilir, bilinçli nefes alıp verme çalışması yapabilir ya da ertesi günün kıyafetlerini hazırlayabilirsiniz. Zorlu bir günde bile tekrarlayabileceğiniz kadar küçük bir alışkanlık seçin.

Bu uygulamaya 30 gün boyunca bağlı kalın ve ruh hâlinizde, enerjinizde ve düzeninizde ne gibi değişimler yarattığını gözlemleyin. Bir gün yapamazsanız, ertesi gün yeniden başlayın. Bir aksaklığı tüm süreçten vazgeçmek için bahaneye dönüştürmeyin.

Kusurlu bir istikrar, çoğu zaman sürdüremeyeceğiniz yoğun bir başlangıçtan daha yararlıdır. Ayın sonunda alışkanlığı sürdürmek, değiştirmek veya başka birini seçmek isteyip istemediğinizi değerlendirin. Amaç, tekrarlanan eylemler yoluyla değişim yaratabileceğinizi kendinize göstermektir.

20. Konfor alanınızdan çıkın ve korkularınızla yüzleşin



Bazı yeni deneyimler, sizi alışılmışın dışına çıkmaya zorladıkları için korku yaratır. Bir krizden sonra bu rahatsızlık artabilir. Buna rağmen, sınırlarınızın ötesini aşamalı olarak keşfetmek güveninizi yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir.

En büyük korkunuzla başlamak zorunda değilsiniz. Orta düzeyde bir zorluk seçin: bir etkinliğe tek başına katılmak, bir sohbet başlatmak, yakın bir yere seyahat etmek, bir fikir sunmak ya da her zaman zor gördüğünüz bir şeyi öğrenmek.

“Yapamam”, “bu çok karmaşık” ya da “kesin kötü gidecek” gibi otomatik bahaneleri gözlemleyin. Ardından, deneyebileceğiniz en küçük adımın ne olacağını kendinize sorun.

Cesaret, korkuyu hissetmeyi bırakmak değil, belli bir güvensizliğe rağmen ihtiyatlı biçimde hareket etmektir. Aştığınız her deneyim, yeteneklerinize dair düşüncenizi genişletir.

Cesareti gereksiz tehlikelere maruz kalmakla karıştırmayın. Güvenli ve durumunuza uygun zorluklar seçin. Amacınız gelişmek, kimseye bir şey kanıtlamak değildir.

21. Zararı haklı çıkarmadan geçmişteki hataları bağışlayın



Kendi hatalarınızı ve diğer insanların hatalarını kabul etmek, onları unutmak anlamına gelmez. Zararlı bir davranışı onaylamayı, sizi inciten kişiyle barışmayı ya da onun hayatınıza yeniden girmesine izin vermeyi de gerektirmez.

Bağışlamak, geçmişin enerjinizi yönlendirmeyi bırakması için kırgınlığın yükünü bırakmanın bir yolu olabilir. Bu, kişisel bir süreçtir ve her zaman hemen gerçekleşmez. Kendinizi zorlamanız veya başkalarının belirlediği sürelere uymanız gerekmez.

Kendinizi bağışlamak da dikkati hak eder. Bugün, daha az bilgiye, kaynağa veya olgunluğa sahip olduğunuz bir zamanda verdiğiniz kararları yargılıyor olabilirsiniz. Size düşen sorumluluğu üstlenin, mümkün olanı telafi edin ve öğrendiklerinizi farklı davranmak için kullanın.

Sağlam sınırları korurken aynı zamanda içsel bir savaşı beslemeyi bırakabilirsiniz. Bazen kapanış, dışarıdan gelen bir özürle değil, yaşananlara bugününüzden daha fazla zaman vermemeye karar verdiğinizde gelir.

Bu duygusal bağlardan özgürleşmek, özerkliğinizi yeniden kazanmanıza ve yeni deneyimler için alan açmanıza olanak tanır.

22. Geleceğe yeniden bakmak için anlamlı hedefler belirleyin



Bir kriz, ufkunuzu yalnızca günü atlatmaya odaklanacak kadar daraltabilir. Biraz istikrar kazandığınızda, bir hedef seçmek yeniden ileriye bakmanıza yardımcı olur.

Hedefin küçük görünmesi önemli değildir. Bir kursu bitirmek, belli bir miktar para biriktirmek, bir odayı düzenlemek, bir etkinliğe yeniden başlamak, bir bağı iyileştirmek ya da bir seyahat planlamak olabilir. Esas olan, bunun sizin için anlam taşıması ve yalnızca başkalarının onayına yanıt vermemesidir.

Arzunuzu somut bir plana dönüştürün. Ne elde etmek istediğinizi, bunun neden önemli olduğunu, hangi kaynaklara ihtiyacınız olduğunu ve ilk adımın ne olacağını tanımlayın. Ardından ilerlemenizi gözden geçirmek için gerçekçi bir tarih belirleyin.

Hedef çok büyükse onu bölün. “Tüm hayatımı yeniden kurmak istiyorum” diye düşünmek yerine, bu hafta hangi eylemi yapabileceğinize karar verin. Bir telefon görüşmesi, kayıt işlemi ya da bir saatlik planlama önemli bir değişimi başlatabilir.

Her büyük yolculuk küçük bir hareketle başlar. Başlamadan önce mutlak bir güven duymanız gerekmez. Güven çoğu zaman daha sonra, kendinize verdiğiniz sözü tutabildiğinizi gördüğünüzde ortaya çıkar.

Hayatınızı yeniden kurmak, yaşananları silmek ya da başlangıç noktasına geri dönmek anlamına gelmez. İhtiyaçlarınız, sınırlarınız ve seçim yapma kapasiteniz hakkında daha fazla farkındalıkla yeni bir dönem yaratmak demektir. Kendi hızınızda ilerleyin. Ve eğer acı sizi bunaltıyorsa, günlük hayatınıza kalıcı biçimde müdahale ediyorsa veya kendinizi tehlikede hissetmenize neden oluyorsa, profesyonel yardım aramak da bir güç ve öz bakım eylemidir.