Endişelenmek doğaldır. Duygular, bir ışık düğmesiymiş gibi isteğe bağlı olarak kapatılamaz.



Zihninin gece boyunca dönüp durmasını, milyonlarca olası «ya şöyle olursa…?» senaryosu kurmasını da engelleyemezsin. Yine de endişelenmek, plan yapmakla aynı şey değildir. Ajandanı düzenlemek, zorlukları öngörmek ve gelecek olana hazırlanmak, daha fazla netlik hissetmene yardımcı olabilir.



Sorun, endişe yararlı bir işaret olmaktan çıkıp bir kafese dönüştüğünde ortaya çıkar. Yanlış gidebilecek şeyler hakkında o kadar çok düşünürsün ki sonunda hiçbir adım atamazsın.



Geleceğin sana neler getireceğini merak etmenin yanlış bir yanı yoktur. Önemli olan, korku hissedebileceğini ve buna rağmen yaşamaya devam edebileceğini hatırlamaktır.



Endişenin hayatını felç etmesini nasıl önlersin



Değişim seni korkutuyor diye hep aynı yerde kalamazsın. Yalnızca rutin sana tanıdık ve güvenli geldiği için seni mutlu etmeyen bir hayata razı olmak zorunda da değilsin.



Gerçek şu ki gelecek öngörülemezdir. Her gün aynı şeyleri yapsan bile her şeyin aynı kalacağının garantisi yoktur. Dünya bir anda değişebilir; sen de yeni ihtiyaçlarını, arzularını ya da önceliklerini keşfedebilirsin.



Bu nedenle, zorluklar, riskler ve bir şeylerin planlandığı gibi gitmeme ihtimali olsa bile gerçekten istediğin şeyin peşinden gitmeye değer. Belirsizliklerle dolu bir dönemden geçiyorsan, kaderi zorlamadan akışına bırakmayı öğrenmek de sana yardımcı olabilir.



Korkunun senin yerine karar vermesine izin verme



Korkunun, denemeden önce hedeflerinden vazgeçme nedenin olmasına izin verme. Her zaman yalnızca en güvenli olanı seçersen, sonunda hayatının seni yansıtmadığını hissedebilirsin.



Konfor alanından çıkmak, düşünmeden hareket etmek anlamına gelmez. Korkularını kabul etmek, sonuçları değerlendirmek ve bilinçli bir karar vermek demektir. Farklı senaryolar hayal etmek ve önemli bir değişim karşısında tedirginlik duymak normaldir.



Asıl önemli olan, bu korkunun yolunu tıkamamasıdır. İçten içe seni artık mutlu etmediğini bildiğin hâlde, mevcut durumu korumanın tek mantıklı seçenek olduğuna kendini inandırma.



Yeniden ivme kazanmaya ihtiyacın varsa, tıkanmışlıktan çıkıp yolunu bulma üzerine bu yazı sana pratik araçlar sunabilir.



Seçim yapmamak bile risk almayı gerektirir



Hayattaki her şey belli bir ölçüde belirsizlik içerir. Bir ilişkiye başlarsan kalbinin kırılma ihtimali vardır. İstediğin işe başvurursan reddedilebilirsin. Bir arkadaşını dışarı davet edersen, gelemeyebilir ya da davetini kabul etmek istemeyebilir.



Ancak hareketsiz kalmak da seni her şeyden korumaz. Karar vermemek de bir karardır. Gerçekten yürümek istediğin yolu denemediğin için pişmanlıkla geriye baktığın bir gün gelebilir.



Düşünmeden kendini atmak zorunda değilsin. Küçük bir adımla başlayabilirsin: bir mesaj göndermek, bilgi istemek, özgeçmişini güncellemek, bir sınır koymak ya da seni heyecanlandıran o projeye haftada bir saat ayırmak. Günlük cesaret genellikle böyle; basit ve sürdürülebilir eylemlerle inşa edilir.



Senin için anlamlı olan bir riski seç



Risk alman gerekiyorsa, değerlerinle, iyiliğinle ve gerçek arzularınla bağlantılı bir risk seç. Mesele kimseye bir şey kanıtlamak değildir. Mesele, kendini anda hissetmeni sağlayacak bir hayata yaklaşmaktır.



Karar vermeden önce kendine şunları sorabilirsin:




  • Bu adım beni olmak istediğim kişiye yaklaştırıyor mu?

  • Bunu gerçek bir sağduyu nedeniyle mi, yoksa yalnızca korktuğum için mi yapmaktan kaçınıyorum?

  • Bugün atabileceğim en küçük adım nedir?

  • Hangisinden daha çok pişman olabilirim: denemekten mi, hiç denememiş olmaktan mı?



Korkun yeterince iyi olmadığını hissetmekle ilgiliyse, kendi değerini fark etmediğini gösteren işaretleri tanımak sana yardımcı olabilir.



İlerlemek için tüm endişelerinin ortadan kalkmasını beklemek zorunda değilsin. Onların seni yönetmesine izin vermeden, onları yanında taşıyabilirsin. Nefes al, seçeneklerini gözden geçir ve seni mutluluğuna gerçekten yaklaştırma ihtimali olan riski seç. Bazen dolu dolu yaşamak, çok uzun zamandır ertelediğin o ilk adımla başlar. 🌱