İçindekiler
Beklenmedik bir devam filmi
Cuando escuché que se venía una secuela de 'Joker', pensé: "¡Genial! ¡Más locura!" Pero al ver 'Joker: Folie à Deux' se me quedó la cara de un meme de decepción.
'Joker'de, Todd Phillips bizi Arthur Fleck'in işkence gören zihnine daldırmayı başardı, toplumun onu görmezden geldiği bir komedyen olmayı hayal eden bir palyaço.
Mantıkla meydan okuyan bir müzikal
De entrada, 'Joker' evrenine dayanan bir müzikal konsepti beni düşündürttü. Bir müzikal mi? Cidden! Sırada ne var? 'Joker: Müzikal Komedi' mi? Phoenix'i bir müzikal numarasındayken görmek, bir balığın uçtuğunu hayal etmek gibi. 'Folie à Deux'ün premisi, iki delilik arasında bir bağlantı öneriyor, ama gerçek hissettiğim şey karakterlerin bir tür duygusal belirsizlikte kaldığı.
Müzikal numaralar, hapisteki sert yaşamın gerçekliğinden bir nefes almak için çabalıyor, ancak bir kaçış yerine işkenceye dönüşüyor. Başka biri böyle hissetti mi? Yoksa sadece ben mi? Phoenix ve Gaga arasındaki kimya o kadar yok ki, sanki ikisi de farklı gezegenlerde.
Hesaplanmış bir felaket
Film, başarısız bir deney gibi hissediliyor. Hollywood'a bir eleştiri mi? Yaratıcı özgürlük için bir çığlık mı? Yoksa daha da kötüsü, gerçekten bunun işe yarayacağı mı düşünüldü? Müzikal, hukuksal ve aşk unsurları, zaten karmaşık olan bir bulmacada uyumsuz kalıyor. İlk filmde parlayan her şey, burada iddialar denizinde solup gidiyor.
Eğer 'Joker' bir delilik yolculuğuysa, 'Folie à Deux' yönsüz bir yürüyüş gibi hissediliyor. Daha önce bizi ekrana yapıştıran halüsinatif atmosfer, dikkatimizi çekmekte başarısız olan sonsuz karikatürlere dönüşüyor.
Acılı bir final
Bu filmin sonucu bir tükenmişlik soluğu gibi hissediliyor. Ne kurtuluş var, ne anlam, sadece günün sonunda boş görünen bir kurban etme eylemi var. Eğer cesur ve kışkırtıcı bir şey yapma niyeti varsa, bu, nereye gittiğini bilmeyen bir anlatının kaosunda kaybolmuş.